Dış mekan mobilyası satın alırken yapılan en büyük hata, her ahşabın dış ortama uygun olduğunu sanmaktır. Oysa doğa, her ağaca aynı savunma mekanizmalarını vermemiştir. Attaleia Furniture olarak, Antalya’nın kavurucu güneşinden Kuzey Avrupa’nın sert kışlarına kadar her koşulda ayakta kalabilecek “dirençli ağaçlar” üzerine uzmanlaştık. El yapımı mobilyalarımızda kullandığımız İroko başta olmak üzere, dünyanın en dayanıklı ahşap türlerini ve neden bu türleri seçtiğimizi teknik detaylarıyla inceliyoruz.
Listemizin başında, Attaleia Furniture tasarımlarının vazgeçilmezi olan İroko yer alıyor. “Afrika Meşesi” olarak da bilinen bu tür, bünyesinde barındırdığı yüksek orandaki doğal yağlar sayesinde suyun içeri sızmasını engeller. Suya, neme ve mantara karşı gösterdiği bu direnç, onu havuz kenarları ve deniz kıyısındaki mülkler için bir numara yapar. Güneşin UV ışınları altında yapısal bütünlüğünü koruyan İroko, genleşme ve çekme oranının düşüklüğü sayesinde sıcaklık farklarından en az etkilenen türlerden biridir.
Dış mekanda kullanılan diğer popüler türlerden biri olan Teak (Tik), İroko’nun en yakın akrabası gibidir. Her ikisi de yüksek yağ oranına sahiptir ancak İroko, Teak’in sunduğu dayanıklılığı çok daha erişilebilir ve sürdürülebilir bir modelle sunar. Öte yandan, iç mekanlarda çok sevilen Meşe veya Çam gibi ağaçlar, özel kimyasal işlemlerden geçirilmedikçe dış mekanın nem ve ısı değişimlerine karşı İroko kadar dirençli değildir. Attaleia Furniture atölyesinde, sadece bu üst düzey mukavemete sahip “sert ağaç” (hardwood) sınıfındaki türleri işliyoruz. Bu seçim, mobilyalarımızın dünyanın dört bir yanına ihraç edildiğinde, ulaştığı her iklimde aynı performansı sergilemesini sağlıyor.
Dayanıklılık sadece ağacın türüyle değil, o ağacın nasıl seçildiğiyle de ilgilidir. Attaleia Furniture, sadece en kaliteli tomruklardan elde edilen, doğru kurutma (fırınlama) işlemlerinden geçmiş ahşapları kullanır. Suya ve güneşe dayanıklı bu türler, el işçiliği ile birleştiğinde ortaya sadece bir eşya değil, doğaya karşı zafer kazanmış bir tasarım çıkar. İster Antalya’nın nemli sıcağı ister kar altındaki bir bahçe olsun; el yapımı ürünlerimiz, seçtiğimiz bu özel ağaç türleri sayesinde formunu korur ve “yaşayan bir ürün” olma özelliğini sürdürür.
Dokuzuncu yazımızda, mobilyanın sadece görsel bir obje değil, insan vücuduyla uyum içinde olması gereken bir mühendislik harikası olduğuna odaklanıyoruz.